Dünden Bugüne Siyasetimizde Yalan,Tutarsızlık - Salih Yazar - Yeniceoba Haber | Bölgenin Sesi



Dünden Bugüne Siyasetimizde Yalan,Tutarsızlık

Bu makale 1200 kere okunmuş.30 Mart 2019, Cumartesi - 13:49
salihyazar @ ybhaber.com

DÜNDEN BUGÜNE SİYASETİMİZDE YALAN, TUTARSIZLIK

“Bir insanın akıllı olmasına bir şey dediğimiz yok. Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın.” Eflatun

 Herkesin doğruları, değerleri ve doğmaları vardır. Benim için yaşadıklarımdan sonra doğru insan olmanın önemini öğrendim tarzındaki bir yaklaşım başkası için hiçbir şey ifade etmeyebilir.. Özelde yaşadığımız hayatın çok dışında sahip olmamız gereken evrensel birikim gerektiren bir ahlak anlayışına sahip olmak esastır. Buna sahip olmak kolay değil ve bir anda olmuyor. Emek, çaba ve sabır ister.

 Dünyada maddi ve manevi olarak hep aynı yerde mi olacağız. Kesinlikle hayır, statik varlık değiliz. Mümkün değil, çünkü akıllı var edilmişiz.

 Öncelikle birilerinin sahip olduğunuz aklınızla alay etmesine, aşağılamasına müsaade etmeyeceksiniz. Buna müsaade edilirse sonrasında her çeşit hakaretle  karşı karşıya kalırsınız.

 Son birkaç yıldır yaşadıklarımıza bakılınca dünden farklı bir yerde olmadığımızı hatta daha da gerilere savrulduğumuzu görebiliriz.

 “Kalkınma bakanı, çözüm sürecine ilişkin; Zamanında tek tipçilikten şikâyet edenler şimdi kendilerinden başka sese müsaade etmiyorsa, onun da karşısına hep birlikte çıkmamız lazım. Ve burada “hiç, ama, fakat” demememiz lazım. Buna müsaade etmeyeceğiz.” demişti.(02.01.2015)

 Kurnazlığın, uyanıklığın böylesi. Talebini, temennisini ve amacını demokratik tablet içinde yutturmaya çalışıyor.

 2010 referandumundan sonra maskeler düştü. Gerçek niyetler faş oldu. Sonrasında bilmem farkında mısınız, iktidar konuşuyor, her şeyin en doğrusunu onlar biliyor.İtiraz ve farklı tepki gelince bütün karartma, aşağılama yöntemlerini devreye sokarak bizi abluka altına alan, tekleştirmeye ya da kendilerine benzetemeye çalışanlar bunlar değil midir?

 Ne olacaktı ki; kuzu postunda kurt hikâyesi en sevdiğimiz, tuttuğumuz hikâye olmuştur hep.

 “Ömer Çelik, TBB Metin Feyzioğlu'nun konuşması için; silahsız kuvvetlerin vesayeti. ” demişti.

 Beğenmedikleri her şeyi yok etmeye çalışıyorlar.

Devlet bakanı Numan Kurtulmuş, önümüzdeki genel seçimi başkanlık seçimi olarak gören yeni sloganında  “Yeni Türkiye’nin inşası, medeniyetin ihyası, ötekinin iknası”  bizlere “öteki” diyerek (Daha ilk günden beri)  açıktan  dayatılan yeni vesayeti açık etmedi mi?  (08.02.2015)

 “17-25 Aralık operasyonlarını gerçekleştiren emniyet görevlilerinin tutuklanma nedenlerinden biri kendi başlarına, izin almadan hareket etmeleriymiş. Efendim operasyonlar için üstlerinden izin almaları gerekiyormuş.”

  KCK, Balyoz, Ergenekon, Oda Tv ve benzeri baskınlar yapılırken, insanlar sorgusuz aylarca içeride tutulurken ağızları kulaklarında, ellerini ovuşturarak "hukuk" çalışıyor dememişler miydi? (18.12.2013)

İstanbul siluetini bozan binalarını tıraş etmedi diye küserken; diğer taraftan mahkemeler eliyle lehlerine karar aldırıyor, halka kapalı kapılar arkasında bizimle tıraş geçerek hamutuyla götürüyor ve aleyhlerine sonuçlanan mahkemelerin kararlarını da tanımayarak hala zinde durabiliyorlar. Nasıl oluyor bu kadar yaman çelişki bir arada?

Dışarıdan içişleri bakanı olarak atanan bürokrat zat (Selami Altınok), iktidar partisinin seçilmiş vekillerinden daha ateşin biat ve aidiyet açıklamaları yapmaya devam etmişti. Bu durum ilgili zatın bürokrat olduğu dönemlerde yaptığı işleri şaibe altında bıraktı. Onun dün bitaraf olmadığı anlaşıldı. Peki, biz ne yapabildik bu duruma?

Son örnek i seçimlerde (2018) milletvekili adayı olacak MİT müsteşarı zatın istifası. Malumun ifşasıdır. Hangi partiden aday olacağını hepimiz biliyoruz. Bu durumda geçmişte yaptığı görevle ilgili nasıl düşünmemizi bekleyebilirler. Kaldı ki cumhurbaşkanı onun için “sır küpüm “ demişti unutmadıysanız.

 Dış işleri bakanı ziyade “düş” işleri bakanıydı. Düşlüyordu, tutmuyordu ve düşüyordu. O düştükçe bizde onunla dipsizliğe düşüyorduk. Stratejik ve derinlikli bir yalnızlığa gömüldük. Şimdi dümenin başına(!) geçti. Kısmetse hep birlikte yeni düşlere (ya da düşkünlüklere) yolculuk yapacağız.”

Akif Beki, bir dönem danışmandı ya. Adam ne yaparsa yapsın, mutlaka/zorlanarak da olsa liderini koruma ve kollama içgüdüsüyle gündeme ilişkin yazılar kaleme alıyordu.. Artık bu güdüsel tavrı sevgiden mi yoksa göbeklerinden bağlı oldukları bilemediğimiz özel ilişkileri midir bilinmez. Nasılsa, onu tarih yazacak, ortaya çıkınca halk takdirini verecektir. Ancak ben bugüne kadar şahit olduklarımdan dolayı şundan eminim; başımızdakiler, iktidarı kaybettikleri gün, onlara ilk taşı atacak olanların başında Akif Beki’giller gelecektir. Bundan kuşkunuz olmasın…13.06.2014

İstanbul’a yapılacak havaalanının teslim tarihini öne almak için mikrofonda pazarlığa tutuşuyor. Bunu hep yapıyor. Böyle yapınca çok etkilediğini sanıyor. Birisi, hızlı yapılarak teslim edilmesinin değil, kaliteli ve kalıcı olarak yapılmasının önemini anlatsa sevaba girer. Daha önce hızla yapılarak hizmete sokulmuş olanların halleri (TOKİ) ortadadır. Törende en önemli kare, milletin anasına küfreden zatla sarmaş dolaş, samimi pozlardı.(02.10.2014)

“Kimse hesap veremez değil.” (16.12.2014)demiş başvekil Davutoğlu.
Allah’ın sopası yoktur.”Yol arkadaşlığı yaptıysak demokrat zannettik de yaptık.” buyurmuş Ekrem Dumanlı. Biz birlikte kendi dünyanızı gerçekleştirmek için bizleri kullanmadığınıza nasıl inanalım başınıza bunlar gelmeseydi.” (20.12.2014)

“Lise öğrencisi M.E.A. büyük ekabire, hakaretten   suçlanıyor. Hakaret edildiği iddia edilen büyük efendi hemen hemen her gün bir yerlerde, açılışlarda nefret suçu işliyor, birilerini hedef gösteriyor ve aşağılıyor. Hukuk varsa, adilse ve eşitse herkese ona da hesap sorabilmelidir, sormalıdır. Ki biz birilerinin iddia ettiği gibi özgür bir yerde yaşadığımıza inanabilelim. Hukuk yoksa yapılanların açıklaması; kendi hukukları üzerinden tüm toplumu sindirmektir.

Pek sevdiler bu işi. Onlar sevinirken biz çok korkuyoruz. Her an her şey olabilir duygusuyla yaşamak çok ürkütücü.

2014 İnsani Kalkınma Endeksi’ne göre Türkiye’de insanlar başkalarına neredeyse hiç güvenmiyor, buna karşılık çevresinden hayli memnun. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) dün 2014 İnsani Kalkınma Endeksi raporunu açıkladı. ‘İleri demokrasi’ kalitesiz çıktı

BM Kalkınma Programı ankete katılanlara güven oranını ölçmek için ‘Genel olarak, insanların çoğu güvenilirdir der misiniz? Yoksa insanlarla ilgili dikkatli olmak gerektiğini mi düşünüyorsunuz?’ sorusunu yöneltti. Türkiye’de 100 insandan sadece 8’i insanları güvenilir bulurken, 92 kişi ise ‘İnsanlara karşı dikkatli olmak gerek’ yanıtını  verdi. Türkiye’de barış ve huzur yok; yabancı düşmanlığında 10 numarayız!
Aynı ankette, insanlara ‘Yaşadığınız şehir veya çevreden mutlu musunuz?’ sorusu da soruldu. Yüzde 92’si başka insanlara güvenmeyen Türkiye’de 100 kişiden 78’i ise yaşadığı çevreden memnun olduğunu söyledi. Yani Türkiye’de insanlar başkalarına güvenmeseler de yaşadıkları çevreden mutlu. Türkiye içinde bulunduğu yüksek insani kalkınma grubunda insanlara en az güvenilen ülkelerden biri. Bu gruptaki ülkeler genel olarak yüzde 10 ila yüzde 30 arasında insanlara güven duyuyor. Türkiye eğitimde 40 ülke içinde 34′üncü olabildi

Kalkınma seviyesi arttıkça ortalama güven de artıyor. Dünyada insanlara en fazla güvenen ülke Danimarka‘yken (yüzde 60), en az güvenen ülkeler ise yüzde 7 ile Lübnan, Suriye ve Arnavutluk. Raporun tamamına buradan ulaşılabilir.En yaşanabilir ülke Yeni Zelanda, Türkiye ise 64′üncü sırada.(05.01.2015)

“Ö.S.Y.M ,A.Y.M. posta koydu. A.Y.M. sınav sorularının tamamı açıklanacak şeklinde karar vermesine rağmen, Ö.S.Y.M. mevcut uygulamayı sürdüreceğini söyledi. Sadece talep eden olursa tamamını ve cevap anahtarını verebileceğini söyledi. Birileri hukuk çalışıyor diye yaygara koparırken hukukun gereği yerine getirilmiyor. Burası artık cumhuriyet değil. Olsaydı, daha önce  arızalı da olsa yürüyen bir hukukumuz vardı ve gereği yapılırdı.”(05.01.2015)

  “Herkesin kendini bir şey sandığı yerde, hiç kimse bir şey olmaz.”William Gilbert (İngiliz Fizikçi/Tıp Doktoru)

 Almanya Köln Katedrali İslâm ve göçmen karşıtı Pegida hareketinin Pazartesi (05.01.2015) günü kentte yapacağı gösteri süresince tepkisini ortaya koymak için ışıklarını yakmayacak.

Düşünebiliyor musunuz, Sünni İslamcıların Türkiye'de yapacakları Hıristiyanlık karşıtı eyleme STK karşı durduğunu.

Yanına aldıkları kiralık kalemler ve gönüllü dava lejyonerleri linç kampanyasını başlatırlar. Ellerine geçirdikleri tüm kurumları sopa gibi kullanırlar. Son dönemlerde bunlarla ilgili örnekler bir hayli arttı. Diyanet üzerinden Sünni İslam değerlerinin okullarda ve çeşitli etkinlikler adı altında dayatılması, RTÜK üzerinden yolsuzluk haberleri yapan kanallara büyük para cezalarının kesilmesi, karşı medyayı baskı altına almak için yandaş medyanın algıya ve halkı kilitlemeye dayalı popülist yayınları karşı mahalleyi linçe tabi tutan birkaç örnektir.

Derin devletle hesaplaşmaya aday olan ve bunun için iktidar olan bir oluşum bugün devletlermiş bir derinlik oluşturdular.

“Papaz" diyerek aşağıladığı Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck İslam karşıtı Pegida eylemlerini eleştirdi.

Bizdeki ise yüksek ve öfkeli sesle durmadan içeriye ve dışarıya bağırıyor. Bağırdıkça ülke giderek kötüleşmekte ve batmaktadır. Herkes biliyor, söylemek istiyor  ancak etrafını yiyici ve gönüllü "dava" korkakları tarafından sarıldığı için bunu göremiyor.”(25.12.2014)

“Süper lider(Sezin Öney’in tabiridir),10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla açıklama yayınlamış. Açıklamanın özü; zulme ve haksızlığa karşı olduğunu ve olacakları mesajı işte.

Ancak içeride 17 ve 25 Aralık operasyonlarını gerçekleştiren polis ve yargı mensupları yaklaşık 6000 kişiyi yerinden yurdundan etmek, aile düzenlerini alt üst etmek zulüm ve haksızlık sınıfına girmiyor onların meşrebinde” (10.12.2014)

‘’Tanesi 18 milyondan on tane deniz tankeri siparişi verilmiş mahdum ve mailenin büyükleri tarafından. İkincisi teslim edilerek denize indirilmiş. Bir dönem mailenin başı “gemi var, gemicik var.” demişti. Nasıl olduysa gemiciklerin sayısı bir hayli arttı.

Vergi vermemek için (Avrupa ülkelerine)  de tankerine Malta bayrağı çekildi.

Yirmi sekiz yıldır eğitimciyim bir ev sahibi oluncaya kadar göbeğimiz çatladı. Öğretmenliğin dışında bir şey beceremem.

Bundan on küsur yıl öncesine kadar bu zatların maddi anlamda benden pek farkları yoktu. Nasıl oldu bu kadar varsıllaşabildiler.

Suçumuz mahdumun babasına baba diyememek midir?

Bunun gibi “kim, ne, neyi, niçin, nasıl ve nerede ile” başlayan sormak istediğim o kadar çok şey var ki..

Ancak evladı ayalin kaygısı, maişet derdi belimizi bükmektedir.

Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak korkusu yüreğimden hiç eksik olmadı. Hiç bir dönem bu korkuyu bu denli hissetmemiştim.

Ama bir şey var ki hiçbir şeyin ve hiç kimsenin hesabi sorulmadan ölünmüyor yalan dolan dünyada.(06.12.2014)

Soma Soma Olalı Böyle..

“Halk isyanından korkanlar, İsmailağa cemaatinden lojistik destek alıyor. Cemaat, bir grup sakallıdan oluşan ”İsyan etmeyin, dua edin.” timini göndermiş Soma’ya.“

“Adalet, Soma faciasından sonra tamamen tatile çıktı. Yoksa bunca savcıdan biri çıkar, tekmeci müşavir (Yusuf Yerkel) hakkında, vicdanlar su serpen bir soruşturma açardı. Adalet sadece garip gurabaya mı aslan kesiliyor.” (18.05.2014)

Hükümet sözcüsü (Bülent Arınç), dünkü basın toplantısında, başbakandan yumruk yiyen kişinin farklı beyanatlarda bulunduğunu, böylesi birine güvenilemeyeceğini ima etti. Kendileri   bakanlar kurulu toplantısından sonra hükümet sözcüsü olarak bu açıklamaları yapıyordu.

Sormazlar mı, siz bakanlar kurulunda başbakana neden direk sormadınız da görüntüler ve vatandaşın beyanı üzerinden yorum yapıyorsunuz.

Diğer bir husus, tekmeci müşavirle ilgili açıklamalarıydı. Sözüm ona tasvip etmediğini söyledi ama istifasını istemek veya görevden almayla ilgili bir şey söylemiyor. Olay tam bir “cambaza bak cambaza” olayı.” (22.05.2014)

Birisi(Siz onu iyi tanıyorsunuz.) vatandaşı tekmeleyerek insanlıktan nasibini alabildiğini söyleyecek kadar (hala) cüretkâr, beri tarafta ağzımızla kuş yakalasak dahi “Karşıyaka”da oturduğumuz için insandan sayılmıyoruz. Bu anlayış yeni dindar(!) jakoben (tepeden inmeci) trentir. Ahlaksızlık üzerinden ahlak satıcılığı yapmak denebilir.”

İnsan olmaktan gurur duyduğum son örneğim,

  “Uludere Roboski’li anneler dün (24 Mayıs) Soma’daydı. Acılar ortaklaşınca, paylaşılınca daha kolay diniyor belki.

Haberi duyunca, ”İşte bu!” dedim. Toplumu ayrıştırarak ellerini ovuşturanlara rağmen bize yakışan budur.” ( 25.05.2014)

Yalan dünyada siyaset dediysek, bu kadar da yalan dolan olmaz ki be kardeşim.

“Bir insanı küçümsemek akılsızlık, çok büyük görmekte korkaklıktır.” Kızılderili Atasözü

salihyazar@gmail.com Eğitimci

www.ybhaber.com / www.ikinciadamyayinları.com.tr

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler:   Etiket Eklenmemiş.

YorumlarHiç Yorum Yapılmamış.     'İLK YORUMU SEN YAP'

Adınız Soyadınız:

E-Postanız:

Yorumunuz:

8 + 5 = ?

 

Çok Okunanlar
AnketTümü
Yeniceoba'da Muhtar Olarak Kimi Görmek İstersiniz
 
haber yazılımı: buki