deniz-ozd36 @ hotmail.com

Bir Pazar günüydü, aramızdan ayrılalı. Hani o son konuşmamızdan sonra  geri gelecektin... Kim derdi son yazışmamız olacağını. Meğerse ölüm meleği baş ucunda duruyormuş. Hepimize babaydın, abiydin, her şeyimizdin. Arkanda kocaman bir boşluk bıraktın. Yeri asla dolmayacak bir boşluk. Büyüğümüzden küçüğümüze kadar hep yanımızdaydın. Elimiz, kolumuz, kanadımızdın. Kırıldı kanadımız senden sonra. 

Her işimize koşardın. Senden sonra her şey yarım kaldı. Seni özledik, her zaman içimizdesin. Senin yerin başkaymış, bunu anladık. Sabrın, azmin hepimize örnek oldu. Bir ömür imtihanlarla dolu yaşadın. Rabbimden duam odur ki, o büyük imtihanından sonra zaferle ayrılmış olasın. Seninle bir ömür yaşadık. Kim derdi ansızın aramızdan ayrılacağını? İmtihanın içindeydin her gün, bize bir gün bile yansıtmadan. Aslında için yangın yeriydi ama yüzündeki o gülümseme hiç eksik olmazdı. 

Hayallerin vardı her zaman. Yarısını gerçekleştirdin, yarısı kaldı. İçinde koskocaman bir sevgi büyüttün, hepimiz nasiplendik bundan. Rabbime şükrediyorum, seni bize tanıttığı için. Rabbimden duam odur ki, cennette kavuştursun bizi. Amin. 

Yazımın asıl amacı olan, hayatın gerçekliğiyle ilgili satırlarıma başlamak istiyorum. Allah (c.c.) her insana belli bir vakit tayin etmiştir. Her insanın ölüm vakti gelince ne bir an geriye, ne de bir an ileriye alınacaktır. 

İnsanlığa yol gösterici olan Kur'an-ı Kerim'de Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur:
"Sizi çamurdan yaratan,sonra bir ecel (ömür) belirleyen O'dur. (Diriliş ve kıyamet) eceli de O'nun katındadır. Sonra siz hâlâ şüphe edersiniz."(En'am Suresi, 2. Ayet) 

Her anını paylaştığın bir insanın aniden vefat etmesi çok zor olsa da, bunu kelimelerle ifade etmek daha da zordur. Konuya nasıl giriş yapacağım hakkında kararsızdım. İlk önce ne yazmalıydım? Bu benim için önemliydi. Bir yerden başlamalıydım. Bana bunu yine İslam gösterecekti. Yine tek tesellimiz olan İslam'ın bize öğrettiği 'zaman' ve 'ecel' kavramından başlamalıydım. Ecel ve zaman kavramı, geride kalan için büyük bir destek kaynağıdır. İslam, insanı motive edip acısını hafifletir. Zamanla bunun farkına varıyorsun. Eceli yaratan, aynı zamanda teselli olmayı da öğretmiştir. Her ne kadar unutmasan da, onunla yaşamaya alışıyorsun. Sonradan o kişiyle yaşadığın her şey aklına gelince, derin bir nefes çekerek yüzünde bir tebessüm oluşuyor. 

Sabırlı olmak, çok sevdiğin ve değer verdiğin birinin ardından sükûnetini korumaktır. Bu tür acı göçler, seni hiçbir zaman hayata dair sorumluluklarından alıkoymamalıdır. Her ne kadar arkanda koca bir boşluk bıraksa da... 

Ölüm, ilk kez karşılaşılan bir şey değildir. İnsanlık tarihi boyunca var olagelmiştir. İnsanlık hiçbir zaman bunu içten kabullenmese, ölümün kendisini bulacağını düşünmese de, ölüm hayatın tek gerçeğidir. 

Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) hayattayken, kalbinin meyveleri olan altı çocuğunu, iki hanımını, amcalarını ve sevdiği daha birçok kişiyi kaybetmiştir. Yeryüzünün en hayırlı insanı olan Peygamber bile bu tür zor imtihanlarla karşılaşmıştır. İmtihan her insan için geçerlidir; hayatın bir parçasıdır. İmtihanların karşısında mükafatlar da vardır. İmtihanlar zor olsa da, İslam ile olan bağın ne kadar güçlü olduğunun büyük önemi vardır. İslam'dan uzaksan, imtihanlar karşısında çözümsüz olursun ve onları atlatmak çok daha zorlaşır. İslam, gönle huzur verdiği gibi feraset de kazandırır. 

İslam'ın kıymetini bilen herkese rahmettir. Başka hiçbir ideoloji veya düşünce, insanı İslam gibi hazırlamamıştır. Allah (c.c.), yaşadığımız hayatı ve gideceğimiz ahiret yurdunu önceden bize haber vermiştir. İnsanlığın asıl gayesini bildirmiştir. Ölüm adı soğuk olsa da, hayatın tek gerçeğidir. 

İslam fıtrat dinidir. İslam'da hiçbir eksiklik yoktur. Kimse mazeret uyduramaz. Allah bir topluluğu önceden şu ayetle uyarmıştır:
"Kim doğru yolu seçerse kendi iyiliği için seçer, kim saparsa kendi zararına sapar; hiç kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Biz bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz." (İsra Suresi, 15) 

İnsanlığın anlamakta güçlük çekeceği birçok olayda, insanların İslam'a teslimiyetini görüyoruz. İnsan aklının alamayacağı birçok olaya tanık olmaktayız. Bunun en yakın örneği, Gazze'de yaşananlardır. Gazze'de bir annenin on çocuğundan dokuzunu ve eşini kaybetmesi, insanları çok etkilemiştir. Bu annenin duruşunun arkasında büyük bir ilahi güç olduğu görülmektedir. Bu olaylardan etkilenen birçok kişi İslam'ı seçmiştir. 

Öte yandan, Batı'da birçok olaya şahit olmaktayız. Bir kişi köpeğini kaybedince   psikolojik destek almaktadır. Burada da İslam'ın mucizesini görmekteyiz. İslam, hep hayattayken hayatı, aynı zamanda gideceğimiz ahiret yurduna bizi hazırlamaktadır. 

Yaşadığımız seküler hayat şartları, bizi birçok değerimizden uzaklaştırmıştır. Hayatı çok seven, zevklerin peşinde koşan insanlara dönüştürmüştür. Ölüm aklımızın ucundan bile geçmiyor. Farkına varmadan birçok değerimizden uzaklaşmışız. 

Allah bizleri İslam dini üzerinde sabit kılsın. İslam dininin kıymetini bilenlerden etsin. Son nefeste imanla gitmeyi nasip etsin. Amin. 

Yazıma son vermeden önce, abim için yazdığım şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Bahar'daydı Veda'n 

Kusura bakmayın, bugün hüzün bastı yine.
Bazen unutur gibi oluyorum, bazen alıştım sanıyorum.
Nafile... 

İçimde geliyor, elimde değil.
Sesin kulaklarımda, ulaşamıyorum, elde değil.
Bir bakışın, bir gülüşün her şeydi bizim için.
"Kardeş acısı zordur" derlerdi, şimdi anlıyorum ta derinden. 

Ani oldu gidişin, seni kaybedeceğimizi bilseydik,
Seninle geçen her anı ne altına, ne gümüşe, ne dünya malına değişmezdik.
Sen bir gül bahçesiydin, biz bilemedik.
Sensizliğin kıymetini, senden sonra anladık. 

İçimizdeki özlem dinmiyor, hakka teslim olsak da.
Baharı severdin, baharda veda'n.
Alışırız belki sensiz yaşamalara,
Böyle ansızın bırakıp gitmelere. 

Kim bilir, belki şimdi bir beyaz atın sırtında,
Rüzgârla yarışırcasına, o köşeden bu köşeye koşuştururcasına.
Bu dünyada yarım bıraktıklarını, öbür dünyada tamamlamak duasıyla... 

Sizi Allah'a emanet ediyorum.


Allah en doğrusunu bilendir.